2 Temmuz 2007 Pazartesi

BİR SENARYO FORMÜLİZESİ

Her yazımda olduğu gibi bu yazıda da GEZGİN ile alakalı bir nokta var. O bize Hollywood kültürünü öğretti. Gişe canavarı film yazma tekniklerini sıraladı. Hatta bunları derinlemesine işledi. Onun yazılarını düzgünce okuyan ve ders,ne iyi çalışan birinin gişe şansı olan filmler yazması içten bile değil. (Düzgün okumazsanız Beynelmilel gibi bir film yazar ödül alırsınız. Ne kadar güzel değil mi?) Tercih sizin....

GEZGİN bize senaryo yaarken hangi sıradan başlayacağımızı ve nasıl yapmamamız gerektiğini öğretti. Bilgilerin hepsi sitesinde mevcut. Bu yazı ise onları toparlamak, özetlemek ve bir yazıda birleştirerek iş kolaylaştırma çabasının ürünüdür. İsterseniz hemen başlayalım.

1-) Orjinal Bir Film Fikri

Evet. Film yazmak orjinallik ister. Orjinallik yaratıcılığın perde arkasıdır. Asıl olan yaratıcılıktır aslında. O yüzden film yazmak isteyenlerin orjinal bir film fikri bulmaları şart. Piyasada milyonlarca film var. Bulduğunuz fikri bir film işlemiş olabilir.

Peki bu orjinalliği nasıl sağlayacağız?

a-) Hayattan sağlayacaksınız. Çevrenizden sağlayacaksınız. Diğer insanların göremediğini görerek sağlayacaksınız. Okuduğunuz bir gazete haberinden, yaşadığınız bir olaydan, duyduğunuz bir diyalogtan. Peki bunlar film değeri taşımıyorsa? ( Sıradan bir cinayet haberinden film olmaz.)

b-) Diyelim ki aklınıza bir anda bir fikir geldi. "Bunun filmi olsa nasıl olur?" dediniz. Ama fikir film değeri taşımıyor. İşte o zaman oraya bir kavram giriyor:

BEYİN FIRTINASI!

Beyin fırtınası fikirlerin üzerine fikir katma olayıdır. Ortaya koyduğunuz ürün bir öncekinden üstün olmalı. Burada kaçınmamanız gereken bir şey var.

SAÇMALAMAK !

Sakın korkmayın. Aşırıya kaçmamak kaydıyla saçmalamayı deneyin. En orjinal fikirler saçma fikirlerin yontulmasıyla oluşur. Eminim o saçma dediğiniz fikir bir anda senaryonuzun en can alıcı kısmına yapışacak ve hayret edeceksiniz. GEZGİN'in sitesinde vardı ama tekrardan zarar gelmez. "Et-tekraru ahsen velev kane 180"(Tekrar 180 kere de olsa güzeldir.) demiş atalarımız.,

James Cameron ve arkadaşı, Terminatör 2 için çalışmaya başladıklarında akıllarına bir fikir gelmiş: "Bu filmde Termiatör iyi olsun." Sonra bunun ne kadar saçma olduğunu düşünüp gülmüşler. Ama zaman geçtikçe saçmaladıklarını filmin ana teması haline getirip gişeyi yemişler.

Saçmalamaktan zarar gelmez. Fikirin üzerinde oynamaktan bir şey olmaz. Oyun hamuru gibi oraya buraya uzatabilirsiniz. (Çok eğlenceli gerçekten)

2-) Orjinal Fikri Hikayeye Dönüştürmek

Fikrinizi buldunuz. Ancak film değeri taşımadığının farkına vardınız. Sonra oturup fikrinizin üzerinde beyin fırtınası yaptınız ve fikriniz film olacak seviyeye geldi. Sırada bu fikri hikayeye dönüştürmek kaldı. İşte en zor ve en uğraştırıcı, en uzun zaman ama en eğlenceli zaman bu zaman. Daha doğrusu süreç. Bu süreç belirsiz bir süreçtir.

Peki bu süreçte fikrimi nasıl hikayeye dönüştüreceğim?

Cevap tahmin ettiğinizden daha basit.

Not alarak!

Peki nasıl ve neyi not alacağım?

Film olma değeri taşıyan fikriniz siz onu bulduktan sonra bilinçaltınıza çöker ve arada bir, bazen sürekli, dışarıya fikir fışkırtır. İşte siz bu fışkıran fikirleri bu not kağıtlarınıza yazacaksınız. Tabi bundan önce yapmanız geren bir şey daha var. Kendinize bir kapaklı dosya alın ve onu bölümlere ayırın:

1-) Genel Hikaye ve 3 Perde
2-) Karakterler
3-) Diyaloglar
4-) Sahneler
5-) Diğerleri

Fikir bilinçaltınıza çökünce aklınıza hikaye kısımları, sahneler,karakterler yavaş yavaş yağmaya başlar. Zihniniz sizi dürtükler: "Bunu da al filme" Bunları o küçük kağıtlara not alacaksınız. Sonra hikaye ile ilgili olanları 1.kısma koyacaksınız. Aklınıza gelen diyalogları yazıp 3.kısma, filminizde olmasını istediğiniz sahneleri not alıp 4. kısma atacaksınız. Bu fikirler her an gelebilir. O yüzden yanınızda kağıt kalem bulundurun.

UYARI: Bu süreç çok uzun bir süreci kapsar. Yaklaşık 2-3 ay. Maalesef. İlham gelmesini beklemeyin ama kendinizi de zorlamayın. Beyin fırtınası yaparak da bu işin üstesinden gelinebilir. Acele etmeyin. Bu boşlukta fikir üretmeye devam edin. Sıradan olmamasına ve ilgi çekici olmasına dikkat ederek tabi.

Hikaye kurarken onu üç ayak üzerine koyun.

- Baş kahraman
- Düşman
- Tepki

Başkahraman olmadan hikaye olmaz. (Beynelmilel'e bakın. Filmde baş karakter yok.) Düşman kesinlikle olmalı. Kahramanı yolundan çevirmek isteyen bir sistemdir düşman. Kahraman bu düşmana karşı koyacak ve filminiz renk katacak. Bir örnek verelim...

- Kurtlar Vadisi Irak

Baş kahraman: Polat
Düşman : Amerikan askerleri

- Devlet Düşmanı

Baş kahraman : Will Smith
Düşman : NSA çalışanları

- Armegeddon

Başkahraman: Bruce Wills
Düşman : Göktaşı,

- Derin Darbe

Başkahraman : Hatırlamıyorum
Düşman : Göktaşı

- Yarından Sonra

Başkahraman : X
Düşman : Küresel Isınma ve Soğuma

Yani düşman illa eli silahlı değildir. Zaman zaman değerler, zaman zaman doğa koşulları düşman koltuğuna oturabilir. Kimi zaman bu sistem de olabilir. İşte hikaye bu iki unsurun çatışmasından doğar. Düşman saldırır, kahraman tepkiş verir. Sonra film zevkle izlenir.



Bir taraftan hikaye üzerine küçük notlar alırken, aklınıza gelen etkileyici sahnelerin notunu alırken karakterlerin özelliklerini de yazmayı unutmayın bu küçük not kağıtlarına. Karakterlerle ilgili olan notları karakter bölümüne atın. Ancak karakterleri en ince ayrıntısına kadar bilmeniz gerekiyor. O yüzden bu konuda sıkı çalışın ve tutarlı olun. (GEZGİN'in tüm yazılarını okuduğunuzu farz ediyorum. Ayrıntıya girmiyorum.)

Diyelim ki 2-3 ay boyunca disiplinli çalışarak, usanmadan özgürce fikir ürettiniz konunuzla ilgili. Karakterlerinizi planladınız, olmasını istediğiniz sahneleri belirlediniz. Hikayeniz yavaş yavaş oluşmaya başladı.

Eee... Şimdi?

Şimdisi basit. Alacaksınız notlarınızı bilgisayarınıza temize çekeceksiniz. Sonra onları birleştireceksiniz.

Nasıl?

John Truby'nin "Olay Örgüsü için 22 Adım" isimli yazısını okuyarak. Tek tek bakıcaksınız benim hikayemde bunlar var mı diye. Bu kontrol işini tamamladıktan sonra hikayenizi 3 Perde'ye oturtacaksınız. (Gezgin'in sitesinde mevcut) Hikayenizi genel olarak 3 perdeye oturtmanızın ardından sinopsis üzerinde kafa yormanız gerekiyor.

Sinopsis nasıl olur?

Sinopsis, bir iki sayfalık genel hikaye taslağıdır. Yani 3 perdeye oturttuğunuz hikayenin daha bi düzeli olanıdır.

Size örnek bir sinopsis:

Kaptan Jack Sparrow'u (Johnny Depp), Davy Jones'un sandığındaki akıllara zarar tuzaktan kurtarıp özgürlüğüne kavuşturmaya kararlı olan Will Turner (Orlando Bloom) ile Elizabeth Swann (Keira Knightley), çaresizlik içinde Kaptan Barbossa (Geoffrey Rush) ile ittifak yaparlar. Doğu Hindistan Ticaret Şirketi'nin kontrolü altında olan Davy Jones'un ürkütücü görünümlü hayalet gemisi The Flying Dutchman, dünyanın bütün denizlerini kasıp kavurmaktadır. İhanet, vefasızlık ve dönekliğin kol gezdiği vahşi denizlerde yelken açan korsanlarımızın yolu egzotik Singapur'a düşer. Burada sevimli ve kurnaz Çinli korsan Sao Feng (Chow Yun-Fat) ile karşılaşırlar. Dünyanın sonu olarak tanımlanan uzakdoğu okyanuslarındaki bu nihai savaşta terazinin dengeleri ortadadır. Korsanların her biri sadece kendi hayatı ve kaderi için taraf olmakla kalmayacak; aynı zamanda özgürlük sevdalısı korsan yaşam tarzının geleceğini kurtarma mücadelesi verecektir.

Karayip Korsanları 3'ün sinopsisidir bu. Bu kadar kısa olmak zorunda mı? Hayır. Dedim ya bir iki sayfa olabilir diye.

Bu sinopsis aşamasından sonra artık hikaye yavaş yavaş derinleşmeye başlamıştır bile.

Sırada ne var?

Tretman!

O nasıl bir şeydir?

Tretman hem sahne planını hem de hikaye planını içinde barındırır. Sinopsisini yazdığınız hikayenizin sahnelerin ve genel akışını hiç diyalogkullanmadan yazacaksınız. 15 sayfayı geçmemesi tavsiye olunur.

İşte bir tretman örneği;

Sahne X - Kilitçi adamın evinin önü

Kilitçi arabasıyla evin önüne yanaşır. Ancak kilitini değiştirmediği bir dükkanın sahibi elinde silahla onu vurmak için arabadan iner ve iyice yaklaşır. Silahı doğrultur. Tartışmaya başlarlar. Dükkan sahibi çalınan mallarının paralarını istemekte kilitçi ise kapının değişmesi gerektiğini söyleyip kendini savunmaktadır. Derken kilitçinin küçük kızı kapıda belirir. Babası her ne kadar uzak durmasını söylese de o babasının anlattığı masalın etkisiyle babasını korumak içinkoşar. Gerilim iyice artmıştır. Annesi evin içinde feryad ederek kızın peşinden gitse de yetişemez. Kız babasının kucağına atladığı sırada adam tetiğe basar. Adeta kare donar. Hepimiz kızın vurulduğunu düşünürüz. Babasının çığlığı boğazında düğümlenir. Ancak kıza bir şey olmamıştır. O hala babasını kurtarmak istemektedir her şeyden habersiz. Kız gerçekten de vurulmamaıştır. Babası sırtını kontrol ettiğinde hiç bir şey olmadığını görür ve sevinir. Tetiği çeken ise öylece kala kalmıştır. Çünkü silahın içindeki mermi kuru sıkı mermisidir.

Oscar ödüllü CRASH filminin beni en çok etkileyen sahnelerinden birinin tretmanı. Bakın hiç diyalog yok. Karakterlerin duyguları da var işin içinde. İşte her sahnenizi bu şekilde yazacaksınız. Çok fazla ayrıntıya girmeyin. Ayrıntıları sahne yazımında kullanırsınız.

Bitti mi?

Olur mu?Daha sahne listesi var?

Tretman aşaması bittiğinde tretmandan yola çıkarak her sahnenin bir iki cümlelik tasviriyle bir liste hazırlamak. (Gezgin'in sitesinde ayrıntılarıyla mevcuttur)

Örnek;

- Ajan Duck, Claire'nin cesedinin başında otopsiyle ilgili bilgiler alır ve onu inceler.
- Duck, ölen Claire'nin babasıyla konuşur ve onun hakkında biraz bilgi edinir.

DEJA VU filminden..

Bu kadar basit... Tretmana bakılarak çıkarılabilecek bir şey. Aradaki ayrıntı sahnesini yazmadım farkındaysınız. Bu iki sahne arasında Duck'ı tramwayda ilerlerken görürüz. Ama o kadar öneml dğil. Peki ne gerek var ki bu sahne listesine? Tretman neyimize yetmiyor derseniz size şöyle bir cevap veririm:

Sahne listesi hikayenizin kuş bakışı planını çıkarır ve tüm hikayeyi tek kağıtta görebilme fırsatı sunar.

Bence harika...

Devam edelim.

İşte şimdi dananın kuyruğunun koptuğu yere geldik. Bundan sonra o çok istediğiniz sahne yazımına başlayabilirsiniz. Her sahnenize üç çatışmayı da koyarak. (İç,dış,kişisel) Sahneleriniz 3 dakikayı mümkün mertebe geçmesin. Babam ve Oğlum filmindeki gibi 20 dakikalık yemek yeme sahnesi koymayın. Kısa ve eğlenceli olsunlar. Zaten yukarıdaki aşamaları hakkıyla yerine getirdiğinizde bu aşama size çocuk oyuncağı gelecektir.

Sahne yazımı bittikten sonra tek tek her sahnenin ikinci bir kontrolünü yapın. Sahneleri didik didik edin. Unutmayın onların telafisi olmaz. Dizi için farklıdır. Dizi de bir bölümde hata yaprasan ikinci bölümde telafi edersin. Ama sinema çok farklı. Filmler kolay kolay unutulmaz.

Sahnelerinizin kontrolünü tekrar yaptıktan sonra onu 2 - 2,5 hafta soğutmaya bırakın. Sonra tekrar izleyici gözüyle bakın. Tatmin olduysanız. Güvendiğiniz birine okutun ve tepkisine göre düzeltmeler yapın. Sonra bir zarfa koyup şirketlere gönderin. Ha unutmadan! Telif hakkıydı, patentti bu konulara çok dikkat edin. Onu zarflamadan önce giden noterden tescil ettirip ardından patentini alın. Biri çalar sonra karşımam.

Umarım faydalı olmuştur.

Kayank hususuna gelince. Bu yazı GEZGİN'in sitesindeki yaılardan derlenmiştir. GEZGİN de çoğu yazısını senaryo kuramcılarından derlediğine göre benim yazılarda doğal olarak onlardan alıntı şeklindedir. Ayrı bir kaynak belitmiyorum.

Kolay gelsin....

5 yorum:

asdfghjklm dedi ki...

yorumum altına sayın gezginin web sitesini yazarmısınız ?

Reis dedi ki...

Faydalı bilgilerdi ve emeği geçen arkadaşımıza çokça teşekkürlerimle

Adsız dedi ki...

gezginin sitesini neden yazmadınız merak uyandırmak içinmi?

gökhan gürel dedi ki...

gördüm ki 2009'dan beri ve 2012'de de gezgin'in kim olduğu sorulmuş, ben de eksik kalmayım dedim :) güzel notlar için teşekkürler...

gökhan gürel dedi ki...

yoksa bu mu: http://sanarist.blogspot.com.tr/